MySpace Layouts

Mavikartanesi'nin Günlüğü



AnaSayfa yap l Anasayfa | Arsiv | Profilim | Rss | E-Mail


MENÜLER
Son Yazılarım




Arkadaşlarım








Hiç sevmedim kimseyi senin kadar yüreğim yanmadı hiç bu kadar çok yalnızım seninle bir yarım bir yarım yok söylemeden olmaz ben sana aşığım aaaaah ben sana aşığım eğer elindeyse ne olur çal kapımı eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı sen bilmezsin alırım haberini yollara küsmüşsün hissettinmi gittiğimi aaaah hissettin mi gittiğimi buralar cehennem oldu inan bana yanıp kavrulsamda seninle güsel ankara aaah seninle güzel ankara güneşimiz bu aşk yakar yüreğimizi perde olmuş gözlerimize göremeyiz hiç bir şeyi "benim kara haberim senindir eğer Leyla'n ölmüş derseler gelme sakın İstanbul'a bulamazsın ki beni buralarda bir bulut ol git ankara'ya yağ istediğin kadar toprağıma ben bizim bahçede olucam tam siyah kordonlu saatin yanında o zaman bensiz dünyaya istediğin kadar bağırabilirsin sensiz bu dünyayı sevmiyorum sevmiyorum sevmiyorum diye...ama şimdi ne olursa gel leyla'n hayatta ve istanbulda nefes almakta zor gelicekmiydi birgün bana tek hayalim hissetiğim şu son nefesleri seninle alıp vermek... Aaaaaaa Ben Sana Aşığııımm

18/10/2008 - KADINLAR NE İSTERLER?

 

Yapılan bir savaşta ünlü kral Arthur maalesef esir düşer. Karşı tarafın kralı bu büyük şahsı affedebileceğini ancak bir şartı olduğunu öne sürer.
Kendisine bir soru soracaktır. Eğer Arthur soruya doğru cevap verebilirse hayatı kurtulacak aksi takdirde ölecektir. Soruya cevap 
verebilmesi için 1 sene süresi vardır. Soru aynen şöyledir:KADINLAR NE İSTERLER?
Bu soru tabi ki dünyanın en zor sorusu. Ancak kralın fazla bir tercih şansı yoktur. Ülkesine geri döner. Türlü alimlere, bilir kişilere danışır ama 
soruya tam bir doğru yanıt bulamaz. Bu sorunun cevabını sadece yaşlı bir cadı bilmektedir. Artık en son gün gelmiştir ve Arthur mecburen cadıya 
gider.
Cadı soruya cevap verecektir ancak bir şartı vardır. Cadı cevap karşılığında Arthur'un yakın arkadaşı ve en iyi ve yakışıklı şövalyesi ile 
evlenmek istemektedir. Arthur yıkılır ve bunu kabul edemeyeceğini söyler ve cadının yanından ayrılır. Şövalye olanları duyar ve krala koşup hiçbir şeyin Arthur'un hayatından daha önemli olamayacağını söyler. Ve cadıdan cevabı alırlar.
KADINLAR HER ZAMAN KENDİ ÖZGÜR İRADELERİYLE KARAR ALMAK İSTERLER.
Evet kesinlikle doğru olan bu cevap sayesine kralın hayatı kurtulur ancak şövalyenin hayatı sönmüştür. Cadı dünyanın en çirkin görünüşlü 
mahlukatıdır. Yemek yerken kusar, tükürür ve her olumsuz davranışı gösterir. Şövalye ile evlenme gününde bile iğrenç davranışlar göstermiştir. 
Nihayet şövalye için en kötü an yani gerdek gecesi gelir.
Ancaaaakk odaya girdiğinde karşısında cadı yerine dünyanın en güzel kadınını görür. Acayip şaşırır ve sorar. 'Sen kimsin?'. Kadın cevap verir.
'Ben evlendiğin cadıyım. Ancak gündüzleri son derece çirkin ve geceleri son derece güzel olurum. Ya da gündüzleri son derece güzel veya geceleri son derece çirkin olurum. Nasıl gözükeceğime sen karar vereceksin'. Şövalye çok kısa bir süre düşünür.
Geceleri mükemmel bir sevgili mi yoksa gündüzleri eşiyle beraber kazanacağı saygınlık mı? Ve şöyle cevap verir.
'Nasıl olmak istediğine sen karar ver lütfen. Ben senin her haline karşı saygılıyım.' Cadı bu karar karşısında çok sevinir. 'Sen bana seçme özgürlüğünü verdin ve beni kısıtlamadın şövalyem. Bu yüzden ömür boyu yanında güzel ve saygılı bir olarak gözükeceğim'.
Pekiiiii buradan çıkarttığımız sonuç ne? Ben size söyleyeyim isterseniz:
KADINLAR İSTER SON DERECE GÜZEL , İSTER SON DERECE ÇİRKİN OLSUN HER ZAMAN CADIDIR !!
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/10/2008 - Gerçek Aşk

 Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu
> sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…
>
> Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni
> yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık
> beni huzursuz ediyordu.
>
> İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik
> anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın
> sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm
> katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
>
> Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
> Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu.
> 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.'
> Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı
> daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı
> vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!
>
> Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?'
> Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu.
> Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
> 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna
> edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.'
> 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim
> için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ
> ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?'
> Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi.
> Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
>
> Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının
> üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
> 'Sevgilim' diye başlıyordu,
> 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam
> ettim.
>
> 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
> çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem
> için ellerime ihtiyacım var.'
>
> 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve
> varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
>
> 'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden,
> yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
>
> 'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki
> krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.'
>
> 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
> hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
> ağzıma ihtiyacım var.'
>
> 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
> kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında
> -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden
> aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin
> yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.'
>
> 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o
> çiçeği senin için koparırım bir tanem.'
>
> Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
> Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
> 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok
> sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.'
> Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu
> susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
> Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği
> uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.
>
> Bu gerçek aşktı.
>
>
>
> İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra
> o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var
> olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
>
> Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil...
> Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir
> yerdedir.
>
> Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette
> gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi
> kalır.
>
> Hayat tam da böyle bir şeydir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/8/2008 - birasda bilgilenelim

Medical Park Fatih Hastanesi’nden Diyetisyen Sevil Nas Can, çok sık tükettiğimiz, marketten ve pazardan aldığımız meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilgi verdi.

Elma
: C ve E vitamini, folik asit, pektin ve flovonoid içerir. Bağırsak sisteminin korunmasında faydalı ve posadan zengindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır. Kan şekerini kontrol altında tutar ve vücut direncini artırır. Kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.

Kabak: K ve C vitamini içerir. Kanın pıhtılaşmasını düzenler. Kemik gelişimini sağlar. Böbrek fonksiyonlarında faydalıdır.

Armut: Fosfor, kalsiyum ve potasyumdan zengindir. Kalp kaslarının düzenli çalışmasına fayda sağlar. Tansiyon ayarlamasında etkilidir. Posadan zenginliği nedeniyle bağırsakları çalıştırır.

Dut: Kalsiyum, C ve B vitamini ile bol lif içerir. İdrar söktürücü ve bağırsak çalıştırıcıdır.

Kiraz: Kalsiyum, fosfor ve C vitamini içerir. Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar.

SAÇ DÖKÜLMESİNE KARŞI YENİ DÜNYA

Erik:
A ve C vitamini ile kalsiyumdan zengindir. Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır.

Yeni dünya (malta eriği): A vitamini deposudur. Görmeye ve büyümeye faydalıdır.

İncir: Bol posa, kasiyum, fosfor ve magnezyum içerir. Sindirime yardımcıdır. Kemik ve diş sağlığına etkilidir.

Üzüm: Potasyum ve C vitamini deposudur. Sindirim sistemi üzerinde faydalıdır. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir.

Hindiba: Potasyum, folik asit, C, A ve E vitamini içerir. Demir içeriğiyle kansızlığa iyi gelir. Yüksek lif içeriğiyle bağırsakları çalıştırır. Toksin atıcı ve idrar sökücüdür. İştah açıcı özelliği vardır.

Ananas:
Potasyum, fosfor, demir, A ve C vitamini içerir. Toksin atıcıdır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cilt sağlığında etkindir. Zindeliği artırır.

Havuç: A, B, D ve E vitamini kaynağıdır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır. Saç dökülmesini azaltır ve saçı canlandırır.

KANSERE KARŞI ŞALGAM VE SOYA
Salatalık: A, B ve C vitamini ile fosfor ve selenyum deposudur. Güçlü bir antioksidandır. Cildi nemlendirir. İdrar yolları enfeksiyonlarında faydalıdır. Bol miktarda posa içermesinden dolayı barsak çalıştırıcıdır. Sakinleştirici etkisi vardır ve toksin atıcıdır.

Şalgam: C vitamini, potasyum ve magnezyum içerir. Yüksek tansiyona iyi gelir. Lif içeriğiyle bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucu etkileri vardır.

Soya:
A vitamini, folik asit, doymamış yağ asitleri, demir ve yüksek oranda lif içerir. Kalp sağlığını korur. Tansiyona iyi gelir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Kemikleri güçlendirir.

Kuşburnu: A, C, D ve E vitamini yönünden zengindir. Antioksidandır. İdrar yolları enfeksiyonlarında etkilidir. Bağırsak çalıştırır. Enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Güçsüzlük ve halsizliğe iyi gelir.

Brokoli: A, C, E, B1 ve B2 vitamini ve bol miktarda posa içerir.. Kalp hastalıklarına karşı korucudur. Prostat ve kolon kanseri riskini azaltır. Demir ve folik asitten zengindir. Kansızlığa faydalıdır.

SOĞAN VE SARIMSAKTAN ŞAŞMAYIN
Marul: A, B ve E vitamini içerir. Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, cilt ve saç sağlığında olumlu etkileri vardır.

Soğan: A, B ve C vitamini ile fosfor ve kükürtten zengindir. Doğal antibiyotiktir. Bronş açıcı, bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı arttırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.

Sarımsak: A, B, C ve E vitamini ile sakaroz içerir. Yaşlanmayı geciktirir. Kireçlenmede faydalıdır. Yüksek tansiyonu ayarlar. Doğal antibiyotiktir. Ödem sökücüdür. Damar gelişiminde faydalıdır.

Kereviz:
A ve E vitamini ile folik asit ve potasyum içerir. İdrar söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırır. Sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır.

KARPUZLA KUM DÖKÜN
Karpuz: A ve C vitamini ile fosfor ve potasyum içerir. Böbrekteki kum ve taşların atılmasında faydalıdır. Toksin atıcıdır. Sıvı ihtiyacının karşılanmasına da katkısı vardır.

Kavun: A vitamini, potasyum ve folik asitten zengindir. Damar tıkanıklığında, bağırsakların çalışmasında etkilidir. Göz sağlına fayda sağlar.

Brüksel lahanası: C ve B vitamini ile kalsiyum ve demirden zengindir. Kalp sağlığına ve kansızlığa iyi gelir. Kas gelişiminde faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yüksek tansiyonu düşürmede fayda sağlar.

Lahana: Folik asit, A, B ve E vitamini yönünden zengindir. Güçlü antioksidandır. Mide rahatsızlıklarında ve hazımsızlık gidermede faydalıdır. Toksin atıcıdır.

Pazı: A ve C vitamini ile folik asitten zengindir. Beden güçlendiricidir. Demirden zengin olması sebebiyle kansızlığa iyi gelir. Bol posa içerir. Bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.

Karnıbahar:
Potasyumdan zengindir. C vitamini içerir. Kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalıdır.

BRONŞ AÇAN SEBZE PIRASA
Yer elması: İnsülin ve glikoz içerir. Emziren annelerde süt artırıcı etki yapar. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Cilde faydalıdır.

Pırasa: Demir, kalsiyum ve potasyum içerir. İdrar sökücüdür. Bronş açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır.

Patates:
C ve B vitamini ile fosfor ve potasyumdan zengindir. Hazımsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarında faydalıdır. Kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Nişasta içeriğinden dolayı kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olabilir.

Enginar: Bol posa içerir. Kalsiyum, potasyum, magnezyum, A ve C vitamini içerir. Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur. Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır.

KOLESTEROL DÜŞMANI TAZE FASULYE
Taze fasulye: Folik asit, potasyum, A ve C vitamininden zengindir. Kötü kolesterolün düşmesinde yardımcıdır. Antioksidan özelliği vardır.

Avokado:
Potasyum, magnezyum, A ve E vitamini içerir. Lif oranı yüksektir. Kabızlığa iyi gelir. Kalın bağırsak ve hemoroit için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır.

Bamya: A, B ve C vitamini içerir. Sindirime yardımcıdır.

Börülce:
Kalsiyum, posa, potasyum ve A vitamini içerir. Kolesterolün ve tansiyonun düşmesinde faydalıdır. Kabızlığa iyi gelir.

Ayva:
A, B ve C vitamini içerir. Mideyi rahatlatır. İshale karşı korucudur. Cilde faydalıdır.

Bakla: A ve C vitamini içerir. Lif yönünden zengindir. Kabızlığa iyi gelir. Kolesterole ve kansere karşı koruyucudur.

Ispanak:
B ve C vitamini ile magnezyum ve çinkodan zengindir. Cilt sağlığına, sinir sistemine, sindirime, göz sağlığına, büyümeye ve gelişmeye faydalıdır.

DAMAR SERTLİĞİNE KARŞI MISIR
Mısır: Protein, A, B ve C vitamini yönünden zengindir. Damar sertliğine ve kolesterole faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasında fayda sağlar.

Muz: B6 vitamini ve potasyumdan zengindir. Hücre yenilenmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde faydalıdır. Elektrolit dengesini sağlar.

Kayısı:
A, B ve C vitamini içerir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimini arttırır. Kansızlığa iyi gelir. Kas ve sinir sistemini güçlendirir.

Vişne:
A vitamini ve potasyumdan zengindir. İdrar söktürücüdür. Karaciğer ve mide üzerinde olumlu etkileri vardır.

Şeftali: C vitamini, potasyum ve posadan zengindir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir.

SAĞLAM DİŞLER İÇİN AHUDUDU
Ahududu: Folik asit, C, E ve A vitamini içerir. İştah açıcı ve idrar sökücüdür. Diş sağlığına iyi gelir. İshali önler ve ateş düşürücüdür.

Domates:
Folik asit, magnezyum, potasyum, B ve A vitamini içerir. Hücre yenilenmesinde, bağışıklığın artmasında, kemik ve kas gelişiminde etkilidir.

Patlıcan: B1, B2, C ve A vitamini içerir. Sinir sistemine iyi gelir. Cilt sağlığına ve bağışıklık sistemine faydalıdır.

Trabzon hurması: A ve C vitamini ile potasyumdan zengindir. İshal koruyucudur. Göz ve cilt sağlığına olumlu etkileri vardır.

C VİTAMİNİ DEPOLARI EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDANLAR
Portakal: C vitamini ve flovanoid denilen antioksidan deposudur. Kansızlığa iyi gelir. Kalp ve atardamarları korur. Kolesterol düşürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nar:
C vitamini, demir ve potasyum deposudur. Çok güçlü antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur.

Mandalina:
C ve A vitamini ile potasyum yönünden zengindir. Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Damar sertliğine faydası vardır. Güçlü bir antioksidandır.

Greyfurt:
Folik asit, potasyum ve C vitamini kaynağıdır.. Hücre yenilenmesinde ve büyümesinde etkilidir. Güçlü antioksidandır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Damar sertliğine faydası vardır.

HEMOFİLİYE KARŞI PEPİNO
Kivi: C vitamini deposudur. Yaşlanmayı geciktirir. Güçlü antioksidandır. Alerjiye karşı bağışıklığı arttırır.

Çilek:
A, C ve E vitamini ile folik asitten zengindir. Kas ve eklem ağrılarında faydalıdır. Cilde iyi gelir. İdrar sökücüdür.

Yeşil biber:
C vitamini yönünden çok zengindir. Güçlü bir antioksidandır.

Limon:
Yüksek oranda C vitamini içerir. İskorbüt hastalığına iyi gelir. Güçlü antioksidandır. İdrar sökücüdür. İdrar yolları iltihabında faydalıdır.

Maydanoz:
Çok yüksek oranda C vitamini içerir. Ayrıca folik asit, A ve E vitamini yönünden zengindir. Büyüme, kemik ve diş sağlığı gelişiminde etkindir.

Mango: A ve C vitamini yönünden hayli zengindir. Göz ve cilt sağlığına iyi gelir. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur.

Pepino: C vitamini, fosfor ve potasyum kaynağıdır. Eklem romatizmasında, kemik gelişiminde ve hemofili hastalığında etkilidir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/8/2008 - kalıplaşmış işler

  Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...


Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken.


Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a...

CAN DÜNDAR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/8/2008 - BEKÂRLAR DERS ALIN... ))

  Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da... Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
Evliliği toplumun dayattığı şekilde yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
Erkeğin muhakkak kadından yasça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmalı ki, kadına 'hot' dediğinde oturmalı kadın... Yâda yumuşatıyorlar;
-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı...


Eğitimde de böyle... Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı...

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne 'hot' dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü...

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-'Ooo Can bey kapmışınız çıtı rı' esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım... Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran...

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sen e.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o 'haklisin bitanem...' dedik,
Öfke bitip fırtına durulduğunda 'ama bi de böyle düşün' de dedik fikrimizi savunurken.


Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç içi n savaşan neferlerdik bu hayatta...

Asla bilmedik ne kadar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama...

Sevginin en büyük dostuydu bizim için 'güven'... Ve güvenin ardına saklanmış bir 'saygı' vardı daima...

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede...

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık...

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında...

Gece yarısı kapı aç ıldı esim;

-'Ne yapıyorsun burada?' diye sordu kapının eşiğinden, 'uyuyorum' dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla... 'kay yana' dedi daracık yatakta. 'ne yapıyorsun?' dediğimde 'benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim' dedi...

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek...

Ve bence doğrusu da bu...

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize...

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift ol acaktık o listede...

Ama oyunun kurallarını biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan...

Evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence...

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...

Sadece gönlünüzden geçtiğince...

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

'...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a...

CAN DÜNDAR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->