|
 |
18/10/2008 - Gerçek Aşk
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu > sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı… > > Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni > yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık > beni huzursuz ediyordu. > > İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik > anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın > sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm > katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı. > > Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. > Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu. > 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.' > Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı > daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı > vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! > > Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?' > Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. > Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. > 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna > edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.' > 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim > için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ > ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar mısın?' > Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi. > Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. > > Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının > üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. > 'Sevgilim' diye başlıyordu, > 'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam > ettim. > > 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip > çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem > için ellerime ihtiyacım var.' > > 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve > varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.' > > 'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, > yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.' > > 'ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki > krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.' > > 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını > hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için > ağzıma ihtiyacım var.' > > 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması > kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında > -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden > aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin > yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.' > > 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o > çiçeği senin için koparırım bir tanem.' > > Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. > Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. > 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok > sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' > Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu > susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. > Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği > uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim. > > Bu gerçek aşktı. > > > > İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra > o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var > olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz. > > Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... > Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir > yerdedir. > > Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette > gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi > kalır. > > Hayat tam da böyle bir şeydir.
|
|
Yorum yaz!
|
|
|